Hamilelik ve bebek kontrolleri için gittiğim hastanede sıra beklerken, beş aylık hamile bir kadınla sohbete başladık. Hamileliğinden dolayı sık sık tuvalete gitmek zorunda kaldığını, bu nedenle hastaneden rapor alıp iş yerine vereceğini anlattı. Bir tekstil firmasında makine başında çalışan bir işçiydi. Patronu erkekti.
Bir başka kadın…
Biri yeni doğmuş, diğeri dört yaşında iki çocuğu var. Süt izinleri kullandırılmıyor. Çocuklarının hastalığı için aldığı izinler yıllık izninden düşülüyor. Sürekli hakaret ve aşağılanmayla mobbing görüyor. Amiri ise yine bir kadın.
Bir başka kadın…
Öğretim üyesi kocasının öğrencisiyle kendisini aldattığını öğreniyor. Boşandıktan sonra en yakın arkadaşının kocasını ayartıp onunla evlenen bir başka kadınla karşılaşıyor.
Bir başka kadın…
Patronunun tacizine maruz kalıyor.
Bir başka kadın…
Patronuna cilve yaparak koltuk kapmaya çalışıyor.
Akşam vakti evine yürürken “Şimdi biri bana bir şey yaparsa?” korkusuyla adımlarını hızlandıran kadın…
Trafikte kendini ispat etmeye çalışan boş insanların arabasıyla sıkıştırdığı kadın…
Bir erkekle konuştuğu için adı hemen kötüye çıkan kadın…
İş yerinde hemcinsinin arkasından dedikodu yaparak onu aşağılamaya çalışan kadın…
Evliliğinde gelin–kaynana–görümce çekişmesinin ortasında kalan kadın…
Minibüste evine giderken yakılarak öldürülen kadın…
Kocasının kıskançlığı yüzünden öldürülen kadın…
Sevgilisini kendisini dövdüğü için öldüren gence mahkemede
“Ortada bıçaklamayı gerektirecek bir durum yoktu. Karı–koca arasında yaşanabilecek bir tartışmaydı bizimki.” diyen kadın…
Her 8 Mart’ta Ne Değişiyor?
Her yıl Kadınlar Günü kutlanıyor.
Ama bir önceki yıla göre gerçekten ne değişiyor?
Birkaç önde gelen kadının katıldığı yemekli toplantılar…
İş yerlerinde dağıtılan çiçekler…
Sosyal medyada paylaşılan süslü mesajlar…
Bunların dışında gerçekten farklı bir tablo var mı?
Bunu kim ne kadar sorguluyor?
Türkiye’de onlarca kadın bakan, milletvekili, parti başkanı, üst düzey yönetici ve işveren var.
Ama aynı ülkede;
Asgari ücretle gece gündüz çalışan,
Ya da evindeki küçük çocuğu yüzünden iş bulamayan binlerce kadın da var.
Kadın Kadına Ne Yapıyor?
Asıl soru belki de şu:
Kadın, kadının hayatını kolaylaştırmak için ne yapıyor?
Erkekler sosyal medyada güzel mesajlar yazıyor, çiçekler gönderiyor.
Ama günlük hayatta kadına ne kadar destek oluyor?
Elbette güzel örnekler de var.
Kadın çalışanını destekleyen işverenler…
Her durumda eşinin yanında olan erkekler…
Toplumda gerçekten ilham veren çok güzel başarı hikâyeleri de var.
Ama bugün ülkemizde hâlâ kadına şiddet konuşuluyorsa, burada öncelikle kadının kadına sahip çıkması gerekiyor.
129 Kadının Hikâyesi
8 Mart’ın ortaya çıkış hikâyesi hepimize çok şey anlatır.
8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları için greve başladı. Polisin saldırısı sonucu işçiler fabrikaya kilitlendi. Çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayan 129 kadın işçi hayatını kaybetti.
Cenaze törenine 10.000’den fazla kişi katıldı.
O 129 kadın;
tırnağı kırıldığı için yaygara koparan,
tek taş yüzük ya da bir buket gül bekleyen kadınlar için ölmedi.
Ben Bir Kadınım
Ben bir kadınım.
Eğer çocuğuma bakabileceğim bir şekilde iş bulabiliyorsam,
İş bulamasam bile yaşama kaygısı duymadan yaşayabiliyorsam,
Hemcinslerim tarafından mobbinge uğramıyorsam,
Trafikte ve sokakta sözlü ya da fiziksel saldırıya maruz kalmıyorsam,
Bir erkekle arkadaş olduğum için damgalanmıyorsam,
Çalışmak için patronumun baskılarına maruz kalmıyorsam,
Gelinimi oğluma dövdürtmüyorsam,
Eşimin ailesi tarafından hor görülmüyorsam,
Çocuklarıma ahlaklı ve güçlü bir anne olabiliyorsam…
Ben bu toplumda insan gibi, insanca yaşayabiliyorsam;
Kadınlar Günümüz kutlu olsun.
Not:
Bu yazıyı ve diğer yazılarımı kaleme alırken hayatım boyunca bana her konuda koşulsuz destek veren uzun yol arkadaşım, eşim Mehmet Ali GÖREN’e sonsuz teşekkür ederim.